kemal's profileSuskunluğum asaletimdend...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help
Ne Bakiyon
Yaz Bakalım Birşeyler
Durma çızıktır
Bakma öyle !
 
 
 
 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Yerin hazır. Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin

Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YAZALIM......

 SEN BANA BAKMA, BEN BAKTIĞIN YERDE DURURUM...

 

EY ZİYARETÇİ ;

O KADAR GELDİN GEZDİN SAYFADA. EH NASIL BULDUN BAKALIM DİYE SORMAZLAR MI ADAMA ? ÇİZİKTİR BAKALIM ŞU KÖŞEYE BİR-İKİ KELİME...  HALA DURUYORMUSUN HAYRET !.....

Ziyaret ettiğiniz ve bıraktığınız değerli yorumlarınız için teşekkürler!

 

Sayfam i Ziyaret Ettigin icin Tesekkür Ederim

 

 
 
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki Okudum, okudum, anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "söz ver kendine."
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman Hep acele etmem bundan, anladım…
İşte gördük seni dünya,
ne gerçeksin ne de rüya,
bir resim çizilmiş suya,
sahte ışık,
sahte boya...
 

 

 Allah'a emanet olun!

Saygı ve sevgilerimle,

Comments (4184)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

 

 

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında,

küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış.

Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.

Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.Etrafına şaşkın şaşkın bakarken,

vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş.

Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.".

Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.
Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar.

Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler.

Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş.

O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.

Ama cesaret edip de bunu papatyaya

söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş

sevgisini.Duygularının karşılığının olmayacağından,

bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş.

Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya  dönmüş ve;

"Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,sen benim hayatıma anlam kattın.

Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."
Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını,

daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde,

son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından.

 Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.
İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.
İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:
"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...

Halloween Comments

4 minutes ago

Não chegamos ao amor
quando encontramos a pessoa perfeita,
e sim quando aprendemos br>que uma pessoa imperfeita
é completamente perfeita.

Not come to love
  when we find the perfect person,
but when we learn
that a person imperfect
is completely perfect.

14 hours ago
HANZADEwrote:
 

Yaşamın insan öğüten çarkında ;

Hükümlü acılarımıza “HÜKÜMSÜZ” cümleler kuruyoruz…

Hangi kıvrımından dokunsak imlası kırılgan harflere

İmalar çatırdayarak düşüyor güncemize…

Ve ne yazsak ; çoğalıyor sırtımızda (mono)tonlarca ağırlığımız…

Çoğaldıkça direniyoruz…Direndikçe azız…

HÜKÜMSÜZ’üz ardışık acıların kuşatmasında…

Bazen bir damla aşk’tır gözlerimizden dökülen…

Zulme isyan bir şarkıdır bazen,yaşama dair haykırışlarımız…

Barışa ve özgürlüğe hasret bir çocuktur içimizdeki düşler,büyü(ye)meyen…

Şiire sığınırız yangın artığı yaşamımızla…

Yazdıkça (k)anarız acılarımızı…

Kanadıkça (y)azar kalemimiz…

HÜKÜMSÜZÜZ…

Güzel bir hafta sonu diliyorum

Her şey gönlünüzce olsun.

Gönlünüzde hakka göre şekillensin.

Sevgiler..

1 day ago

...


 

Yokluğunun hüznünde... Ayaklandı kâfirler... Gel ey Sultanim...
Sen varken dil uzatamazlardı ne Rabbimize ne de dinimiz İslâm'a.
Simdi kudurdular, beter oldular. Rabbimizi inkâr ediyorlar.
Hâlâ İslâm'a çamur atıyorlar. Ve biliyor musun ey Allah'ın Resulü,

elbette görüyorsundur: Simdi de sana hakaret ediyorlar...
Bunların sonu ne olacak? Cehenneme sığar mı bunlar?
Yeter mi cehennem ateşi onlara? Yetmez ya Resûlallah!
Ben onları Rabbime havale ediyorum. Tıpkı Senin gibi...
Taif'te taşlandığın gün gibi... Ya Resûlallah özledik seni...
Seni çok özledik Ya Resûlallah. Şu kötülüklerle bezenmiş kirletilmiş dünyaya,
Sırtımı dönüp, gözlerimi kapatıp, seni arıyorum kaybolan yerlerde...
Seni her geçen gün daha çok kaybeden bu ümmetin,
O hâle geldi ki, kâfiri dost bilip İslâm'ı önlerine serdi.

Maksadım şikâyet değil; hüznündeyim Sevgili,

Kâbe'de namaz kılarken mübarek başına saçılan pislikleri,
o gün biricik kızın temizlemişti. Simdi yok Fatımalar ya Resûlallah...
Sana yapılan çirkinlikleri temizleyecek: Fatımalar yok...
Hamzalar yok... Ebû Bekirler yok... Sessiz kaldı ümmetin.
Sesini duyuramadı... Ve sana sahip çıkamadı ya Resûlallah.

Ey Sevgili, önceden kız çocuklarını gömerlerdi ya diri diri toprağa...
Onlar masumdu ve ben onları hatırladıkça ağlıyorum.
Yine gömüyorlar kız çocuklarını diri diri toprağa...
Ve simdi anneler, masum olarak değil; günahkâr olarak
gömüyorlar çocuklarını toprağa. Anneler Seni anlatmıyorlar çocuklarına.
Rabbimizi anlatmıyorlar. İslâm'ı anlatmıyorlar...
Kur'an okumayı öğretmiyor çocuklarına anneler... İçim sızlıyor ya Resûlallah.
Sen varken gözünü kırpmadan canini feda ediyordu dostların:
Anam babam sana feda olsun diyerek gözünü kırpmadan ölüme koşuyordu yiğitlerin.
Senin uğruna, Rabbimin uğruna ve İslâm'ın uğruna simdi kimse yasamıyor.
Böyle dedim de hepten ümitsiz olmayayım. Senin ümmetine yakışmaz ümitsizlik...
Ülkemde olmasa da uzaklarda, Rabbi için, senin uğruna ölenler var ya Resûlallah!

Garip kaldık ya Resûlallah! Ne olur ümmetinin hakki için Rabbime yalvar da acısın,
merhamet etsin bize. O seni geri çevirmez Biliyorum Yüce Rabbim

bizi de geri çevirmez ama; Bizim istemeye yüzümüz kalmadı.
Çünkü biz hakikatten çok uzak kaldık ya Resûlallah! Biz hangi cezaları hak etmedik ki...
Moda dediler, kız kardeşlerimize pantolon giydirdiler.
Erkekler henüz etek giymedi ama; Onlar da kız kardeşlerine özenip saçlarını uzattılar.
Kına kokan eller türlü boyalarla süslendi. Kadınlarımız evinin hanimi olup,

yavrusuna annelik etmek yerine; Is, ekmek parası dedi, yuvalar yıkıldı.

En kötüsü başörtümüze de el uzattılar ya Resûlallah
Ve ehemmiyeti kalmadı tesettürün... Amacım şikâyet değil sana ey Sevgili!
Acım büyük... Yokluğunun hüznündeyim. Çare değil hiç bir şey.
Çünkü anlatamıyorum, dinlemiyorlar beni ya Resûlallah!
Onlar Rabbimin de dediği gibi hem kör, hem sağır,
hem de kalpleri katılaşmış... Yazık oldu bu ümmete.
Sen sahip çık bize. Şefaatini esirgeme ya Resûlallah.

Yüce Rabbim: "Habibim!" dedi sana. Senin aşkına yarattı on sekiz bin âlemi...
Sen olmasaydın yaratmazdım dedi. Âlemlere rahmetsin sen...
Hatem'ül Enbiyasın. Gönüllerin sultanisin. Rabbimizin Sevgilisi.
Bize de merhamet dile Rabbimden. Biz göremedik seni ya Resûlallah!
Yine de tebessüm eden, daima gülen yüzün geliyor aklıma,
Seni hatırladıkça... Ve doyamıyorum ya Resûlallah!
"Ümmetim!.." "Ümmetim!..." diyen o tatlı sözlerine.

Sen Muhammedü'l Emin'din... Mü'minler de, müşrikler de,

münafıklar da, Tüm herkes ayni derecede güvenirdi sana.
Sen bu vesileyle almıştın bu güzel ismini: "Muhammedü'l Emin!"
Güvenilenlerin en güvenlisi. Oysa bizler ümmetin olarak,

hiç güvenemez olduk bir birimize. İçimizdeki güveni sarstılar.
Bizi bize yalancı çıkardılar.
Aslımızdan, kendi özümüzden uzaklaştırdılar ya Resûlallah!
Neden ki ya Resûlallah! Tüm bunlar bize reva mi, cefa mi?

Sen edep ve hayâ abidesi idin ey Resûlallah!
Sen kimseye kötü söz söylemezdin. İncitmezdin seni incitenleri bile.
Kimsenin sözünü kesmezdin, sükût ile dinlerdin.
Sen konusunca rüzgâr bile susardı. Tüm kâinat seni dinlerdi.

Çok mütevazi bir yaşantın vardı, Bir hurma yeterdi seni doyurmaya.
Yırtık olmasa da eski bir aban
Üzerine yattığında bedenine izi çıkan eski bir hasırdan
yatağın, İçimi yaralıyor ya Resûlallah!
Seni bu hâlde gören Hazreti Ömer omuzları sarsıla sarsıla
ağladığında sormuştun: "Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?"
Ve demişti ki Hazreti Ömer: Ey Allah'ın Resûlü!

İranlılar imparatorlarını sarayda yaşatırken,
Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken,
Sen ki Allah'ın Resûlüsün... İzin versen de, biz de seni..."
Anlamıştın sana söylemek istediğini. Hüzünlü bir tebessüm ile:
"İstemez misin ey Ömer, dünya onların olsun, âhiret de bizim..."

Tüm insanların dostuydun ve severdin herkesi
En çok da çocukları severdin. Demiştin ki: "Büyüklerimize hürmet etmeyen,
Küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir."
Oysa simdi küçükler büyüklerine ne hürmet ediyor ne de saygi gösteriyor.
Büyükler de küçüklerine sevgi ve merhametten yoksun ya Resûlallah!

Sen çok cömerttin ya Resûlallah!
Evindeki tek hurmayı misafirine ikram edecek kadar. Senden bir şey istenildiğinde

"Hayır!" demezdin. "Uhud dağı altın olsa ve benim olsa,
Üç günden fazla elimde tutmaz, hepsini dağıtırdım" dediğin geliyor aklıma.

Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdın sen ey Sevgili.
Bizler bugün annemize, babamıza, esimize, dostumuza dönüp,
Herkesi suçlar, ayıplar, yadırgar olduk.

Sen hem anasız hem babasız büyüdün.
Yetimliğin acısını onlara özlem duyarak yasadın.
Simdi ise ne anaya saygı kaldı ne de babaya...
Diyorum ya, her bir şey aslından iyice uzaklaştı ya Resûlallah!
Babasız çocuklar dünyaya geliyor. Anneler çocukları kapı önüne bırakıyor.
Daha da ileri gidip onların katili oluyorlar.

Bir sabah uyandığımda kıyamet kopmuş olacak, Korkuyorum...
Ne Rabbimin ne de Senin huzuruna çıkmaya yüzümüz var.
Biz çok değiştik ya Resûlallah! Seni seven senin gibi olmalı:

 Senin gibi Allah'a kul olmalı.
Ümmetin için gözyaşı döktüğün zamanlar geliyor aklıma,
Oysa biz lâyık olabildik mi Şimdi sana?

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)

NAZLICAN FIRAT

2 days ago

O amor é símbolo da eternidade.
Elimina todo o sentido do tempo,
destrói toda recordação do princípio,
e anula todo o temor de um final

Love is the symbol of eternity.
Eliminates any sense of time,
destroys all memory of the principle
and cancels the whole fear of an end

2 days ago

 

 

 

Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet
Zatının hatrına Affet.

RABBİM SİZİ VE AİLENİZİ KORUSUN RAHMETİNİ ÜZERİNİZDEN EKSİK ETMESİN NURLU YOLUNDAN AYIRMASIN  HAYIRLI CUMALAR 

NAZLICAN FIRAT

3 days ago

 

Sevmek;Allahın adıdır

Sevmek; kulun muradıdır

Sevmek; elinde bulunan bütün varlığı sevdiğine bağışlayıp, senden sana hiç bir şey kalmamasıdır. Onun verdiğinden başka birşey almamandır. Onu da alırken sevdiğinin rızası için almandır. Ebu Abdillah el-kuraşi Sevmek; Aşkın nârında yanabilmek, Sevmek;
Yandıkça insan olunduğunun farkına varabilmektir!..


Sevmek; Kah bulutların üzerinde gezinmek, Kah yeryüzünde sürünmektir!..

Sevmek Delilerle sır boncuğu dizebilmek, Her çirkinlikte bile bir güzellik görebilmektir!..

Sevmek; bıkmadan usanmadan sabırla yol beklemektir. Sevmek ; sahiplenmektir, korumaktır. Sevmek ; şefkattir, merhamettir  Sevmek ;
Nakış nakış dokumaktır duygularını.Sevmek ; Yaratılanı hoş görmektir yaratandan oturu.
Sevmek; Gerektiğinde nefsine dur  diyebilmek, Sevmek;
Her şeyden önce gururunu yenebilmektir!.. Sevmek ; Cesur olmaktır Sevmek ;
en olmadık yerde hayatını ortaya koyabilmektir Sevmek;


Neden ve ne olursa olsun, kin beslememek, nefret etmemektir!..Sevmek;
Konuşmadan anlaşabilmek,Sevmek; Soğuk kış gününde paylaşabilmektir bir tek kocuğu,
Sevmek ;duyguların en asilidir Sevmek; neslin devamını sağlamaktır
Sevmek; Her karara saygı gösterebilmek, Paylaşmayı kabullenmektir.

Sevmek; İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek, Sevmek;
Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp çıktığın kapıdan dönebilmektir!.
Sevmek; Yetti gayri dememek, [Sevmek;

zwani.com myspace graphic comments
Yorulmak nedir?.. Usanmak nedir?..Bilmemektir!..Sevmek;
Ona yürürken ayagına batan dikenlerin acısını hissetmemektir... Sevmek;
kendi tarafından olan çoğu, az görüp, sevdigin tarafından olan azı, çok saymaktır...


 

Ey bütün kainatı, Sevgili Muhammed (s.a.v.)'in aşkıyla, sevgisiyle yoktan var eden Yüce Rabbim!
Bizi sensiz, yüreğimizi merhametsiz, muhabbetimizi Muhammed (s.a.v.)'siz bırakma...amin

 
ahmeds sayfasına gitmek için tıklayınızCan Ahmedims.a.v.sayfasına gitmek için tıklayınız

 

 
 

3 days ago
 

img214/1779/animation1maaatk8.gif  

 

img214/1779/animation1maaatk8.gif 

  Ölesine çok güzellikler

 yaratırsın ki,hayranlığım

Senin methine yetmez.Seni,

Senin öğrettiğin gibi övüyorum;

SUBHANALLAH

Öyle bol nimetler verirsin ki,
Şükrüm SANA teşekküre yetmez.
Sana Senin öğrettiğin gibi hamd ediyorum;

Elhamdülillah

Öyle hoş lutuflarda bulunursun ki,
Ne kadar minnettar kalsam

lutfuna denk gelmez.
Sana,Senin öğrettiğin sözle

minnetimi ifade ediyoum;

BAREKALLAH

Öyle güzel işler eylersin ki,
Ne kadar düşünsem hikmetine

aklım ermez.
Sana hayranlığımı Senin

öğrettiğin sözle ifade ediyorum;

MAŞAALLAH

 

Senai DEMİRCİ

 

  

img214/1779/animation1maaatk8.gif 

4 days ago

.. 

İki kardeşten biri köyde çobanlık yaparken diğeri şehirde yaşıyordu. Köyde yaşayan “Bu zamanda şehre gitmek, oranın günahlı hayatına karışmak çok kötü. Ben köyün çobanlığını yapayım, günahlardan uzak kalayım” düşüncesi içerisindeydi.

Çoban, dağda koyunları, keçileri otlatıyor, bütün namazlarını vaktinde kılıyor, namahreme nazar etmiyordu. Bütün gün zikirle, fikirle, şükürle yaşıyordu. Bir süre sonra manen bir hayli ilerledi, kerametlere bile mazhar oldu.

Çoban, şehirde yaşayan kardeşini ziyaret etmek istedi. Otlattığı koyunlarından bir miktar süt sağarak bir bez torbaya doldurup ağzını bağladıktan sonra şehrin yolunu tuttu. Ayakkabı tamircisi olan kardeşinin dükkânına varınca torbadaki sütünü duvardaki bir çiviye asıp oturarak sohbet etmeye başladı.

Bu sırada bir bayan gelerek ayakkabısını çıkarıp topuğunu gösterdi. Kardeşi ayakkabıyı tamirle uğraşırken bayan çıplak ayakla beklemeye başladı. Kadın az sonra ayakkabısını giyip giderken ormanda görmediğini gören çobanın zihninde değişik düşünceler oluşmaya başladı. İşte o sırada yukarıdan bir şeyler dökülmeye başladı. Başlarını kaldırıp yukarıya baktıklarında bunun süt damlası olduğunu anladılar. Çobanın zihni bulanıklaşmaya başladığı anda torbadaki süt de damlamaya başlamıştı.

Ayakkabı tamircisi kardeş “İnsanlardan kaçarak dağ başında veli olmak kolay şey. Bütün mesele işte bu insanların içinde veli olabilmekte” dedi. Çoban, “Haklısın kardeşim. Demek senin manen yükselmene mani bu gibi manzaralar” dedi. Ayakkabıcı kardeş, “Nereden çıkardın bende manen yükselme olmadığını?” diye sordu. 

Çoban, “Baksana, bir anda düştüm senin yanında. Sen ise her gün bunlarla yüz yüzesin. Yükselmen mümkün mü?” diye cevap verdi.

Ayakkabı tamircisi, “Asıl mesele bunların içinde kendini muhafaza etmektedir. Rabb’ime şükürler olsun ben kendimi şimdiye kadar muhafaza ettim, bundan sonra da muhafaza ederim, inşallah” dedi.

Bundan sonra ayakkabı tamircisi kardeş, şehadet parmağını ağzına götürüp dilinin ucuyla ıslattıktan sonra doğruca torbanın süt akan yerine Bismillah diyerek bastırdı. Şıp şıp diye akan süt anında kesildi. Bir anlık sessizliği çobanın feryadı bozdu. Kucakladığı kardeşine “Sen haklıymışsın kardeşim! Asıl mesele, dağ başına kaçmak değil, insanlar içine girmek, onların arasında durumunu muhafaza etmekmiş” dedi.

blume-0355.gif von 123gif.de DownloadKATKILARINDAN DOLAYI AHMED ABİME TEŞEKKÜRLER. blume-0355.gif von 123gif.de Download

 

5 days ago
 

 

Deniz ve Kadın

Zamanın için de gece, gecenin için de deniz,
Hafif bir rüzğar esmek te, için de sevilenin kokusu...
Yanlız suskun bir kadın sahil de,
Denize bakıyor, bakıyor ama görmüyor.
Belli ki aslında çok uzaklarda.
Yağmur başlıyor, kadın aldırmıyor.
Deniz almış sevdiğini elinden belli,
Acısı yüzünden okunuyor,
Yılların yükü omuzlarında...

Gidenler döner mi birgün geri?
Deniz haline acıyıp verir mi sevdiğini?
Gülümser mi yosun gözleri yeniden.
Deniz acımasız; Hiç vermedi ki aldıklarını!
Aldanmam artık durgunluğuna,
Aldanmam artık büyüsüne...
Bilirim,gülmeyecek gözleri,
Güldürmeyecek deniz onu da
Niceleri gibi....

Çiğdem Bayrak 

 

 

 

 

 

http://sanem530.spaces.live.com


 
5 days ago
...

 65385476qp3.gif picture by Azulmar2009

“BİR NEFES NİDA, BİR İÇ ÇEKİŞ ÖTELERE RAYİHA…!”
"Ya RasulAllah firakın yaktı ben soldum bugün,
Ah! Nasıl etsem tahammül, dertliyim doldum bugün..."
EFENDİM'e...(s.a.v)! Ey Yar!
Sana müştak gönülden dökülen bir nağme, bir ince sızıdır bu. Düşür ki gönlüme adını, sevdam sana yazılsın...Ver elini, elimden değil tut yüreğimden ki Rahmani dokunuş yüreğime kazınsın. Ey Yar!
Kırıldı ikliminden uzak tutunduğum düşlerim... Sessizliğin sükutu ile gündüze uyanan gece gibi zifiri karanlığımda,ışığım sen ol isterim. Sen de vuslatı bulmak, sende vuslat olmak isterim. Yüreğimden süzülen sevdamın kırık hüznünü, bana kılınmış yalnızlıkla el tutuşturup adını bilmediğim karanlık girdaplara sürüklerken ve düşünürken benliğimin aynaya yansıdığı şeklini içimden akan samimi bir nida ile: "Yanımda hep sen ol,sen ol isterim."
Satır arası yalnızlığıma sığındığımda her hecede seni bulmak ve her yorgun gecede seninle can olmak isterim. Gönlüme yakışmayan sızında ve acıtan sevdanda seninle yanmak, sende var olmak isterim. Hasretine döktüğüm sensizliğin acısında, böylesine titretirken sevda canımı, bilinmezliklere mesken olmuş yüreğimle gündüze seninle uyanmak,seninle gündüz olmak isterim...
Gel ey sensiz oluşuma sebep(!), her yanım hüzün şimdi... Zamanı geçmiş sensizlik değil isteğim(?), aldanmışlara aldanmış kalbimle, geçmişteki anılarda ya da gelecekteki hayallerde değil şimdimde istiyorum seni. Sevdamın ateşi söndü, yüreğim kor şimdi. Küllendi düş dediklerim güneşin battığı yerde, sevdamın ahı tuttu seni buldum şimdi...
Islak hecelere bıraktığım düşlerim sende hayat buldu, seninle var oldu... Suskunluğum sesime vesile oldu ve her sustuğum seninle ses oldu.Ve seni arayışlarım özümde son buldu. O an ki can oldun bedende, canan oldun kalbimin derinlerinde... Perdelenmiş puslu yüreğim,rafa kaldırdığım tozlu mazimde...Artık kelam daha bir güzel akıyor gönlümden kalemime. Ey yar! Söyle... Gönlümden gönlüne geçit nerde?
İçime akıttığım hüzünler son bulmuşken, alıp götüren yalnızlık başını öne eğmişken, gönlümde can olarak seni bulmuşken söyle:"Beni de alacak mısın gönlüne?"
"Aslında sen yoksun diye olur olanlar, kadim bir el bulamadık tutunamadık... 

ECİDAL 

ABİME SAYGILARIMLA

June 29

Eu quero seqüestrar seu coração,
fazer seu pensamento de refém,
e ainda pedir um beijo como resgate.


I want to kidnap your heart,
to make your thought of hostage,
and still to ask for a kiss as ransom.

June 28
  ..

 

 

BAŞIMDA DÖNÜYOR HAYAT
Hep yorgun bir gün sonu oluyor ayaklarımı dayadığımda kanepenin kenarına.
Gözlerim beyaz tavanın tek siyah noktası

 etrafında dönüyor.
Dönüyorum sabahtan başlayarak ayak uçlarıma.
Ucu kırılmış bir kalem gibi, kurumuş bir

nehir gibi her şey.
Her şeyi yeniden gözden geçirmek gerek diyorum, artılar, eksiler, çapraz, geometrik.
Geometrik bir yanı yok hayatımın, her şey yuvarlak, sağlamasız hesaplar.
Hesabı verilecek ne çok şey var, ve ne kadar az hesaba dahil olacak olan.
Olan ve olmakta olan her şeyde bana düşen hep bir eksilti oluyor ve neden hep bir hüzün tadı damağımdan ayrılmayan? Ayrıksı bir damar var demek ki bende.
Bende mutluluk tutmaz bir toprak parçası.
Parçalanıyor hayatım durmadan, içim, yüreğim.
Yüreğim bütün yetimliklerden bir pay bulup çıkarıyor nasılsa.
Nasıl oluyorsa hep geç kalıyorum hayata.
Hayat düşmüyor yakamdan.
Yakamda boynu bükük kalıyor karanfiller, şebboylarsa ağlamaklı bir titreyişe tutuluyor.
Tutuluyor ay denize bir gece vakti.
Vakitler geçiyorum hayatımdan, mevsimler geçer gibi, hiçbir mevsim oturmuyor üzerime. 

ahmeds sayfasına gitmek için tıklayınızCan Ahmedims.a.v.sayfasına gitmek için tıklayınız 

 

June 28
 

ÖZLÜYORUM SENİ ANNEMMM

Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlanıyorum.

Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi,ve içim burkuldu,canım acıdı.Bu mektubu sana İst'dan..babamın yanından yazıyorum,sesine,sözüne..sana hasret,başlıyorum mektubuma.seni o kadar çok özledimki...meğer hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmamış içimi..senden uzak oluşum bile gururumu söndürmedi...hala gururlu,,şımarık küçük  kızınım..İlk yürümeye başladığım anları anlatıyordun,ellerimi bırakmadığın için sana kızmışım.,hırslanmışım,,ve biran önce yüyrümek istediğimi söylemiştin.şimdi sana ellerimi bırakma ANNECİĞİM diyorum.Sana öyle muhtacım.,öyle özledimki.,anlatamam...tlf.görüşmelerimiz bile içimdeki hasreti dindirmiyor.Beni buraya gönderirken  daha güçlü ol kızım,,daha güçlü ol bebeğim diyordunya..,

sana kavuşunca  öyle bir sarılacağımki  gücüme şaşıracaksın.Dolaplarımı düzenlerken,,eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duydum  yada resimlerime bakarken gözlerinin dolduğunu..İçim acıdı..,ama bilsen nasıl seviniyorum  çünkü yokluğuma alışamamışsın..Dahası bana olan özleminle,benim içimdeki özlem  dahada  alevleniyor..Bir karar verdim ANNE.,bundan sonra  beni unutmaman için,hep dağınık bırakacağım odamı..

Söylene söylene toplarken,yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı....Anneannem yine dalga geçecek seninle..ve anlatacak bana nasıl ağladığını. Ama unutma ANNECİĞİM ..Gözyaşlarım söndüremez içimdeki ateşi...Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu bu kocaman  şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi...GÜL KOKULUM...,PUSLU GÖZLÜM...SAKIN SENSİZ..,SEVGİSİZ VE DUASIZ BIRAKMA BENİ.CANIMMMM...,,,CANIM ANNEMMMM...SENİ SEVİYORUM.  A.E.OL.ELLERİNDEN ÖPERİM..SAYGILARIMLA...KIZIN.

 

June 27
 

ÖZLÜYORUM SENİ ANNEMMM

Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlanıyorum.

Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi,ve içim burkuldu,canım acıdı.Bu mektubu sana İst'dan..babamın yanından yazıyorum,sesine,sözüne..sana hasret,başlıyorum mektubuma.seni o kadar çok özledimki...meğer hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmamış içimi..senden uzak oluşum bile gururumu söndürmedi...hala gururlu,,şımarık küçük  kızınım..İlk yürümeye başladığım anları anlatıyordun,ellerimi bırakmadığın için sana kızmışım.,hırslanmışım,,ve biran önce yüyrümek istediğimi söylemiştin.şimdi sana ellerimi bırakma ANNECİĞİM diyorum.Sana öyle muhtacım.,öyle özledimki.,anlatamam...tlf.görüşmelerimiz bile içimdeki hasreti dindirmiyor.Beni buraya gönderirken  daha güçlü ol kızım,,daha güçlü ol bebeğim diyordunya..,

sana kavuşunca  öyle bir sarılacağımki  gücüme şaşıracaksın.Dolaplarımı düzenlerken,,eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duydum  yada resimlerime bakarken gözlerinin dolduğunu..İçim acıdı..,ama bilsen nasıl seviniyorum  çünkü yokluğuma alışamamışsın..Dahası bana olan özleminle,benim içimdeki özlem  dahada  alevleniyor..Bir karar verdim ANNE.,bundan sonra  beni unutmaman için,hep dağınık bırakacağım odamı..

Söylene söylene toplarken,yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı....Anneannem yine dalga geçecek seninle..ve anlatacak bana nasıl ağladığını. Ama unutma ANNECİĞİM ..Gözyaşlarım söndüremez içimdeki ateşi...Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu bu kocaman  şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi...GÜL KOKULUM...,PUSLU GÖZLÜM...SAKIN SENSİZ..,SEVGİSİZ VE DUASIZ BIRAKMA BENİ.CANIMMMM...,,,CANIM ANNEMMMM...SENİ SEVİYORUM.  A.E.OL.ELLERİNDEN ÖPERİM..SAYGILARIMLA...KIZIN.

 

June 27
 

ÖZLÜYORUM SENİ ANNEMMM

Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlanıyorum.

Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi,ve içim burkuldu,canım acıdı.Bu mektubu sana İst'dan..babamın yanından yazıyorum,sesine,sözüne..sana hasret,başlıyorum mektubuma.seni o kadar çok özledimki...meğer hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmamış içimi..senden uzak oluşum bile gururumu söndürmedi...hala gururlu,,şımarık küçük  kızınım..İlk yürümeye başladığım anları anlatıyordun,ellerimi bırakmadığın için sana kızmışım.,hırslanmışım,,ve biran önce yüyrümek istediğimi söylemiştin.şimdi sana ellerimi bırakma ANNECİĞİM diyorum.Sana öyle muhtacım.,öyle özledimki.,anlatamam...tlf.görüşmelerimiz bile içimdeki hasreti dindirmiyor.Beni buraya gönderirken  daha güçlü ol kızım,,daha güçlü ol bebeğim diyordunya..,

sana kavuşunca  öyle bir sarılacağımki  gücüme şaşıracaksın.Dolaplarımı düzenlerken,,eşyalarıma bakıp bakıp ağladığını duydum  yada resimlerime bakarken gözlerinin dolduğunu..İçim acıdı..,ama bilsen nasıl seviniyorum  çünkü yokluğuma alışamamışsın..Dahası bana olan özleminle,benim içimdeki özlem  dahada  alevleniyor..Bir karar verdim ANNE.,bundan sonra  beni unutmaman için,hep dağınık bırakacağım odamı..

Söylene söylene toplarken,yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı....Anneannem yine dalga geçecek seninle..ve anlatacak bana nasıl ağladığını. Ama unutma ANNECİĞİM ..Gözyaşlarım söndüremez içimdeki ateşi...Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu bu kocaman  şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi...GÜL KOKULUM...,PUSLU GÖZLÜM...SAKIN SENSİZ..,SEVGİSİZ VE DUASIZ BIRAKMA BENİ.CANIMMMM...,,,CANIM ANNEMMMM...SENİ SEVİYORUM.  A.E.OL.ELLERİNDEN ÖPERİM..SAYGILARIMLA...KIZIN.

 

June 27
No namewrote:
ما معنى الديمقراطية .الجنود ألاحتلال هم يستجيبون السؤال.لأنهم هم أتوا بالديمقراطية والسلام

 

 

What is democracy? The best answer is ... u.s.a soldiers because they brought peace and democracy

 

Quelle est la démocratie? La meilleure réponse est la prairie des soldats ... car ils ont apporté la paix et la démocratie

 

¿Qué es la democracia? La mejor respuesta es u.s.a soldados ... porque trajo la paz y la democracia

 

Was ist Demokratie? Die beste Antwort ist ... u.s.a Soldaten weil sie zu Frieden und Demokratie

 

Che cos'è la democrazia? La risposta migliore è u.s.a soldati ... perché ha portato la pace e la democrazia

 

Τι είναι δημοκρατία; Η καλύτερη απάντηση είναι ... u.s.a στρατιωτών διότι έφερε την ειρήνη και τη δημοκρατία

 

demokrasi ne demek ??? en güzel  cevap u.s.a askerleri veriyor ... çünkü onlar barış ve demokrasi getirdiler

 

 


 

???????????????????????????????????????????????????

 


 

أما نحن العراقيين .? نحن إرهابيين نحن خطيرون على العالم .إنظروا إلينا جيدا نحن ألسنا خطيرون

 

 

or we Iraqis? we are terrorists and the danger. To see  we are how much risk

 

ou nous les Irakiens? nous sommes des terroristes et le danger. Pour voir à quel point nous sommes des risques

 

o que los iraquíes? que son terroristas y el peligro. Para ver cuánto estamos riesgo

 

oder wir die Iraker? wir sind Terroristen und die Gefahr. Um zu sehen, sind wir, wie viel Risiko

 

o ci iracheni? ci sono i terroristi e le situazioni di pericolo. Per vedere quanto siamo rischio

 

 

ή εμείς οι Ιρακινοί; είμαστε τρομοκράτες και τον κίνδυνο. Για να δείτε πόσο είμαστε κινδύνου

 


ya biz ıraklılar ? bizler terörist ve tehlikeyiz . bakın bizlere ne kadar tehlikeyiz


 



 


أنا العراق
I'AM IRAQ


 


good blessed QANDEL

 

JUBA BAGHDAD

June 26
 
 

Photobucket

Kapının önünde duran çocuk
Bir kır görünümünü andırıyor
Photobucket
Güneş tütüyor saçlarında
Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor

Photobucket
Kapının önünde duran çocukta
Bütünleşiyor bütün zamanlar
Photobucket
Dağlar doğuyor çatırdayarak
Derinleşiyor okyanuslar
Photobucket
Aşklar başlıyor ve bitiyor
Dünya sürdürüyor dönmesini
Photobucket
İzliyor şaşmaz düzeninde
Gece ve gündüz birbirini
Photobucket
Kapının önünde duran çocuk
Habersiz bütün bunlardan
Photobucket
Hayat akıyor durmaksızın
Onun içinden ve dışından

Ataol Behramoğlu

 

Photobucket

http://sanem530.spaces.live.com

.
June 26
 
http://srv0110-05.oak1.imeem.com/g/p/5ac6b01f2e900a41aa3e40a8af2004c5_web.gif
   
June 26

Aos que amam... para viver o amor;
Aos que já amaram...
para lembrar do amor;
Aos que ainda vão amar...
para sonhar com o amor.

Those who love ... live for love;
Those who have loved ...
to remember the love;
We still love to go ...
to dream with love

My Heart as gift for you

June 25
..

 

Alemlerin rabbi güzel Allahım..
Son nefeste imanımdan ayırma..
Senin rahmetin bol,benim günahim..
Son nefeste imanımdan ayırma....

Gafletimden yedim binlerce tokat..
Tükendi mecalim kalmadi takat...
Bir ömür gözyaşım dinmedi,fakat...
Son nefeste imanımdan ayırma...

Bes yüz hayal bir hakikat etmiyor...
Hubb-i dünya harcamakla bitmiyor..
Ahh .! aklım yetmiyor gücüm yetmiyor
Son nefeste imanımdan ayırma...

Bilirsin,kime benim garazim?
Sanadır benim ilticam,sana niyazim...
Mal,mülk evlat iyal bana ne lazım?
Son nefeste imanımdan ayırma Allahım...

Topladım,çıkardım kaldım ayıpta
Gecen günlerimin hepsi kayipta..
Rıza lokmasından mahrum koyupta
Son nefeste imanımdan ayırma...

Bazen ümitteyim,bazen yastayım..
Nefs elinde iflah olmaz hastayım
Sen var iken kimden yardım isteyim...
Son nefeste  imanımdan ayırma...
RAHMANSIN RAHİMSİN KERİMSİN KERİM

Eğer affetmezsen nar olur yerim...
Ben seni bilirim ben sana derim
Son nefeste imanımdan ayırma...
Seherde cemreler düşer özüme
Gerçeği gün gibi göster gözüme
Cürm-i meshudumu vurup yüzüme
Son nefeste imanımdan ayırma...
Koymam yadelleri gönül köşküne
Vaadin yardır yetimlere düşküne
İki cihan güneşin aşkına
Son nefeste imanımdan ayırma Allahım

dini7ei0

 

 

 
June 25
KaRawrote:
 
HAYIRLI KANDİLLER DİLERİM ABİM.DUALARDA BULUŞMAK DİLEGİMLE
June 25
 
 
 
 
 

 
 

 

UZAKLARI YAKIN ET, GEL ARTIK!

Kırık kalemimin gözyaşlarıyla ıslandı yalnızlık şatomun duvarları. Kanayan yüreğimin kan kırmızısı ateşini giyerken yitik düşlerimin silueti;  kanadı kırılmış bir kuşun resmini çizdi aşk aynasına Leonardo Da Vinci ruhum. Uzakları yakın et; gel artık!
 

Sensizliğin dayanılmaz karanlığında müebbet aşka mahkûm olmuş çilekeş kalbim sevda şarkılarının notalarını hücresinin duvarına yazdı, kanayan parmaklarıyla. Feryadı yükselirken mutsuzluktan şikâyet eden bestekâr gönlümün, umut sokağında yankılandı seni çağıran türkülerimin hazin nağmeleri. Uzakları yakın et; gel artık!

Yediği kurşunlardan paramparça olurken düşler atölyemin pencereleri, kırık camları süpüren bir çöpçünün ezikliğindeki çocukluğum saklambaç oynadı sonsuza dek prens ve prenses kahramanlarıyla. Uzakları yakın et; gel artık!

Zamanın ırak yalnızlığındaki ruhlar bulvarındayım.  Hasret türküleri besteleyen kalbimin çığlıkları yankılanıyor çıkmaz sokakların kuytuluklarında. Unutulmuş şarkılar hatırına uzakları yakın et; gel artık!
 

“Neşeli Günler” filminin sıcak atmosferindeyim, eski turşucu dükkânlarının özlemiyle yanıp tutuşan ruhlara yarenlik ediyorum milenyum çağının yalnızlığında. Uzakları yakın et, gel artık!

Eski kitapların gizemi çekiyor kendine baharat kokulu kervansarayların loşluğundaki düşlerimi. Vuslatı özleyen hayallerim hatırına uzakları yakın et, gel artık!

Evrenin beyaz karanlığında derin uykuya dalmış ırak umutlar ülkesindeyim. Ücra düşlerim fethedilmeyi bekliyor. Uzakları yakın et, gel artık!

Hasret cehenneminde yanan şarap kızıllığındaki tutkularım, gözyaşları denizinde boğulmakta durmaksızın. Cennet gözlerindeki sevda ışıltısının hiç sönmemesi uğruna uzakları yakın et, gel artık!

          Eski fotoğraf albümlerine gizlenen mazinin ayak sesleri bölüyor siyah- beyaz rüyalarımı. Hani insan gecenin bir yarısı ağlayarak uyanır ya, sevgiye susayarak! Bir şeylerin eksikliğini hisseder ya benliğinin en gizli köşelerinde. İşte ben öyle gecelerin tutsağıyım. Azat etme mutluluğunu tatmak için uzakları yakın et, gel artık! 

Sensiz geçen günlerin anlamsızlığını duyumsuyorum, tüm benliğimle. Uzakları yakın et, gel artık!













 
 

 






 






kırmızı_gül resimleri
June 24
:

 

 بســــــــــــــــــــــــــــــــم الله الرحمن الرحــيــم

                                        

Üç aylara ulaştıran Rabb'imiz şükürler olsun!.

Yeryüzünün her mekânı, hayatın her zamanı fazilet ve kutsiyette eşittirler. Çünkü her mekânı ve zamanı yaratan Rabb'imizdir. Ancak üç mekân ve üç zaman vardır ki onlar müstesna.-Mekke'deki Mescid-i Haram,

Medine'deki Mescid-i Nebi ve Kudüs'teki Mescid-i Aksa mekânları..Buraların yeryüzünün en kutsal

mekânları oldukları, buralarda yaşanan olaylarla ve Efendimiz (sas) Hazretleri'nin de hadisleriyle sabittir.
Bu sebeple yeryüzünün herhangi bir yerinden bir başka mescide ibadet etmek niyetiyle yola çıkılmaya gerek duyulmazken, bu üç mescitte ibadet için en uzak diyarlardan bile aylarca yol alınabilir..

Çünkü bu üç mekânın yeryüzü coğrafyasının en üstün mekânları olduklarından en küçük bir tereddüt bile yoktur.
Bazı mekânların bazılarından üstünlüğü sabit olduğu gibi, zaman dilimlerinin bazıları da bazılarından aynı şekilde üstündürler. Nitekim üç aylar, içindeki kandil geceleri ve Kadir Gecesi gibi kutsal zaman parçaları da böyle öteki devrelerden üstündürler.İşte bu üstün zaman parçaları olan

üç aylar, geçtiğimiz cuma gününden itibaren bizi bir daha şefkat ve sevgi ile kucaklamış bulunmaktadır. Böyle eşsiz bir zamana bir daha eriştirdiği için Rabb'imize ne kadar şükretsek azdır..Çünkü girdiğimiz Recep ayı

ile başlayıp Şaban ayı ile devam edecek olan ruhani yükselmeler, Ramazan ayında en üst dereceye ulaşır,

 Kadir Gecesi'nde ise, üç aylar, boyunca kendini manen hazırlamış olan mümin artık İlahi affa tam nail olacak bir kâmil mümin haline yücelmiş olabilir. Hatta bayramda da yeniden bir beyaz sayfa açarak yepyeni taptaze bir başlangıç yapma bahtiyarlığına bile ulaşabilir..
Bu mümkün mü? Hiç şüpheniz olmasın.
Kendinizi üç aylar boyunca özel bir korumaya alırsanız Rabb'imiz sizi bağışladıkları arasına alabilir.. Çünkü Rabb'imiz kulunun cehennemde azap görmesinden değil cennette mutlu olmasından memnun oluyor.. Bunun için de sebepler hazırlıyor, bazı mekânları, bazı zamanları diğerlerinden üstün kılıyor ki, kulları bu devrelerden istifade ile kendilerine çekidüzen versinler, yeni bir hamle ve teşebbüsle dinî hayatlarında ilerleyip kâmil bir mümin haline gelerek cennete layık duruma yükselsinler.
Bundan dolayıdır ki Efendimiz (sas) Hazretleri, Recep ayında ibadetlerini daha da artırmış, Şaban ayında ise bir kat daha ileriye götürmüş, Ramazan'daki umumi affa layık olma örneğini artırdığı ibadetleriyle vermiştir..
Bu sebeple bu ayda tövbe istiğfarlarla daha fazla ibadet edilir, oruç tutulur, hayır hasenatta ilerlemeler kaydedilir. Hatta kaza namazları varsa kılarak tümüyle bitirmeye niyet edilir. Ta ki Ramazan'daki umumi affa girerek yeniden bir beyaz sayfa açma bahtiyarlığına erişme mutluluğu yaşasın.. Ayı tümüyle oruçlu geçirme şeklinde bir emir yoktur. Ancak Efendimiz (sas)Hazretleri'nin ayın ortalarında üç gün,

 bir de pazartesi perşembe günleri tutmayı adet edindikleri

oruçları söz konusudur. Onlara uymaya çalışmak sünnet sevabı kazanmaktır.
İşte henüz başında bulunduğumuz bu mübarek aylar, önümüzdeki kandil geceleri hayatımıza yeniden bir çekidüzen verme fırsatı veriyor, dinî hayatımızı daha ileriye götürme azmi kazanmamıza zemin hazırlamış oluyor..
Biz de Efendimiz (sav ) Hazretleri'nin duasını tekrarlayarak girmiş bulunuyoruz böyle bereketli üç aylarımıza:
-Allah'ım mübarek kıl bize Recep ve Şaban'ı;

affımıza vesile eyle ulaştıracağın Şehr-i Ramazan'ı!
Dinî hayatımızda tekamüle sebep olacak

 üç aylar dileğimizle ..

ahmeds sayfasına gitmek için tıklayınız 

AHMED ŞAHİN

 

NAZLICAN FIRAT

 
June 24

HEP KALBİMDESİNİZ.SİZİ ÇOK SEVİYORUM. A.E.OLUN.SAYGILARIMLA.

Image and video hosting by TinyPic
.... 
June 22